Anerkennung der Kurdischen Identität

Gleiche Pflichten. Gleiche Rechte.

Tuesday, Jan 16th

Last update02:39:35 PM

Hauptseite

Avukat Dündar Kelloğlu ile kampanya üzerine röportaj

sample imgage

Dündar Kelloğlu: "Entegrasyon için kimlik tanınmalı"

Kimlik Kampanyası Komisyonu üyesi avukat Dündar Kelloğlu ise, Kürtlere ilişkin entegrasyon politikasının üretilebilmesi için, öncelikle kimliklerinin kabul edilmesi gerektiğini söyledi.

Kürt vatandaşlarının yaşadıkları yerlerde nüfus kayıtlarına ‘Kürt’ yazdırmaları için dilekçler hazırladınız. Bu konuyu biraz açarmısınız?

Almanya’da ‘Kişisel Durum Kanunu’ (personstandsgesetz), yani kişilerin nüfus kimlikleri ile ilgili bir yasa var. Yani nüfus kimliklerine neler yazılması gerekiyor şeklinde. Örneğin Türkiye’de kimliklere ana adı, baba adı, dini vb.  yazılır. Bu Almanya’da yok. Onun için Alman nüfus cüzdanlarında sadece vatandaşlık yazar. Yani hangi millete mensup olduğu yazmaz. Fakat vatandaşlık başvurusunda, vatandaşlık notlarında bununla ilgili istatistikte birçok eyalet bunu sorabilir. Örneğin, çalışma alanım olan eyalet Nieder Sachsen’dir. Orada bir formül vardır; ‘milliyetiniz nedir, dininiz nedir’ diye sorar. Din meseslesi de Almanya’da kimliğe ait bir olgu değildir.  İstatistiklerde kişinin başvurusunda daha önce hangi ülkenin vatandaşı olduğu yazılır. Milliyetinin ne olduğu yazmaz. Onun için bazı eyaletler, milliyet olgusunu vurgular ve bunun da istatistiklere geçme olasılığı vardır. Çünkü eğer bir bilgi alınyorsa, bunu istatistiklere geçme imkanı da vardır.

Dolayısıyla eğer bir kimse, bir ülkenin önceden vatandaşıysa ve bu vatandaşlığı başka bir vatandaşlığa geçmek istediğinde bırakıyor, ama kendi milliyetini bırakmıyor. Yani milliyetini yeni vatandaşı olduğu ülkeye de aktarabiliyor.

Bu biz Kürtler açısından vatandaşlığa geçişte önemli. Bir de benim düşünceme göre, burada eğer yabancı statüsünde yaşıyorsanız, bu da önemlidir. Burada bir ikilem var. Mülteci olanlarda bu milliyet kavramı yazar ve bu istatistiklere geçer. Ama siz sadece bir yabancı statüsündeyseniz, örneğin Türkiye’den buraya aile birleşimi nedeniyle geliyorsanız, bu kavram yoktur. Vatandaşlık meselesinde bunun yazılması ve ileride istatistikerde kullanılması önemlidir.

Entegrasyon poitikalarında insanların hangi ülkeden geldikleri ve o ülkeye özgü hassas tedbirler alınır. Siyasi kararlar, siyasi yardımlar vb. Bu yapıldığında, Kürt olgusu kayboluyor. Kürtlerin Almanya’da ikinci büyük milliyet olarak kabul edilmesi gerekiyor. Ama entegrasyon politikasında, Kürtlere yönelik, onlara has sorunlarla ilgili bir siyaset üretilemiyor. Burada Kürtlere, Türk, İranlı, Iraklı, Suriyeli yaklaşımı var. Böyle olunca da, Kürtlerle ilgili sağlıklı bir entegrasyon politikası yapılamıyor.

Almanlar açıkça ‘biz asimilasyon istemiyoruz’ diyorlar. Ama ‘de facto’ olarak Kürtlerin geldikleri ülkede onlara karşı uygulanan asimilasyonu devralıyorlar.

Eğer burada Kürt toplumu varsa, bu topluma yönelikte sağlıklı bir siyaset, entegrasyon politikası üretilmeli. Yani Türklerle ilgili projeler üretiliyor, kendi dillerinde imkanlar geliştiriliyor ama bu Kürtler için üretilmiyor.

Alman devletinin Kürtlere ilişkin de entegrasyon politikası olmalı. Ama siz böyle büyük bir göçmen kitlesini resmi anlamda tanımıyorsanız, onlara yönelikte bir siyaset de üretemezsiniz.

Kürtler Alman devletine ‘benimle ilgili bir entegrasyon politikası üretmek istiyorsan, benim kimliğimi tanımalısın’ demeliler. İşte nüfus kayıtlarına ‘Kürt’ yazdırılması için verilecek dilekçeler bu istemlerden birisidir.

MURAT ALPAVUT

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nuce&id=1133

 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS