Günay Aslan: Kimlik Kampanyası

Kullanıcı Oyu:  / 6
En KötüEn İyi 

 

Almanya Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), bir süredir hazırlığını yaptığı ‘Kürt kimliği tanınsın’ kampayasına önceki gün start verdi. Berlin, Hamburg ve Köln’de eşzamanlı olarak kitlesel etkinlikler gerçekleştirildi.

Kampanya Almanya Kürt toplumunun gasp edilen haklarının iade edilmesini, en büyük göçmen gruplarından biri olan Kürtlerin kimlik haklarının verilmesini; Kürt kimliğinin ‘resmen’ tanınmasını hedefliyor.
YEK-KOM yayınladığı ‘Çağrı’ metninde kampanyanın gerekçesini şöyle açıklıyor:

„Başlatmış olduğumuz Almanya’da Kürt Kimliği Resmen Tanınsın Kampanyası, Avrupa coğrafyasında yaşayan Kürtlerin kendi statülerini istemeleridir. Almanya’da yaşayan Kürtlerin ayrı bir göçmen grubu olarak tanınması, bunun için yasalarda var olan haklardan Kürtlerin de eşit olarak yararlanmasıdır. Kültürel, ulusal ve siyasal hakların verilmesini istiyoruz. Kürtler kimliklerini, kültürlerini, dillerini, değerlerini ve sembollerini özgürce ifade edebilmelidirler!“

Almanya’da yaşayan bütün göçmen gruplarına tanınan hakların Kürtlere de tanınması gerektiğinden yola çıkan YEK-KOM’un kampanyasına Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu, Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu, Kürt Kadın Bürosu, Almanya Kürt Enstitüsü, Êzîdî Kürtleri Federasyonu, Avrupa Kürt Müslüman Toplulukları Federasyonu, Demokratik Alevi Federasyonu, Kürt Akademisyenler Ağı, İnsan Hakları Derneği Türkiye/Almanya, Kürdistan Öğrenciler Birliği, Almanya Süryani Birlikleri Merkezi, Kürdistan Veliler Birliği, Avrupa Barış Meclisi Türkiye/Kürdistan, Berlin-Brandenburg Kürt Toplumu, Avrupa Kürt Öğretmenler Derneği, Afrika Formu, Almanya Tamil Eelen Halk Meclisi, Göçmen ve Sığınmacı Haklari İçin Mücadele Kervanı gibi birçok kurum da açık destek veriyor.

Kampanyanın çalışmaları birçok kurumla birlikte yürütülüyor; etkinlik planlamalar birlikte yapılıyor. Yukarıda adı geçen kurumların da katkılarıyla kampanyanın Almanya çapında yaygınlaştırılması amaçlanıyor.

Elbette bütün yurtsever dinamiklerin de sorumluluk bilinciyle kampanyaya katılmaları gerekiyor. Başarının yolu buradan; sürece ‘topyekûn seferberlik’ ruhuyla katılmaktan geçiyor.
Kürt dinamiğinin Almanya çapında, sürekli ve geniş katılımlı demokratik etkinlikler yapması gerekiyor. Daha önce de yazdığım gibi Almanya hem ekonomik hem de demokratik birikim açısından dünyanın en ileri ülkelerinin başında geliyor. Alman halkı 2’inci Paylaşım Savaşı sonrası kendisini ve Yahudi halkı başta olmak üzere birçok halkı felakete sürüklemiş olan Hitler faşizmiyle ciddi manada hesaplaşmış ve kendini demokratik değerler üzerinden tanımlamayı başarmıştır.

Geçmişte Hitler faşizminin utancı altında ezilen Alman halkının bugün ‘insan onurunun dokunulmazlığını’ temel alan, özgürlükleri ve demokrasiyi teminat altına alan ileri bir anayasası vardır. Ne var ki bugün bu ülkede yaşayan ve sayısı bir milyonu aşan Kürt toplumu bu özgürlükçü ve demokratik ülke anayasasının sağladığı imkanlardan yararlanamıyor.

Alman devleti ve hükümeti bilinçli bir biçimde Kürtlerin demokratik haklarını engelliyor. Kürtler söz konusu olduğunda çok açık bir biçimde kendi değerlerini çiğnemekten çekinmiyor ve açıktan ayrımcılık yapıyor. Diğer göçmenlere verilen haklar Kürtlere verilmiyor; Bunun için mücadele eden Kürtlerin önüne binbir engel çıkartılıyor.

Almanya Kürtleri son tahlilde Türk, Arap veya Fars kabul ediyor. Başka göçmen gruplarına verilen ‘anadil eğitimi’ Kürtler söz konusu olunca yokuşa sürülüyor. Resmi kurumların yayımladıkları Türkçe, Arapça, Farsça vd. tabela ve broşürlerde Kürtçeye hak ettiği oranda yer verilmiyor. Kimliklerin etnik köken bölümüne ‘Kürt’ yazılmıyor. Hatta Kürtler çocuklarına halen istedikleri ismi bile veremiyor. Belediyeler bunun için Türk konsolosluklarının hazırladığı listeleri esas alıyor. Alman Hükümeti’nin düzenlediği ‘uyum zirvelerine’ de Kürt temsilcileri davet edilmiyor. Kürt toplumu Almanya’nın –Türklerden sonra- ikinci büyük göçmen grubunu oluşturmasına rağmen uyum projelerinden de yararlanamıyor. Adeta genel toplumun dışında itiliyor.

Bütün bunlara bir de bir türlü kaldırılmayan PKK yasağını eklemek gerekiyor.
Yasağın uyuma engel olduğu anlaşılıyor. Yasak uyumu engelliyor zira, bu yüzden Kürtler dışlanıyor ve sistematik olarak kriminalize ediliyor. Ev ve dernek baskınları, keyfi gözaltılar, peryodik operasyonlar ve psikolojik baskılar kaynağını buradan alıyor. YEK-KOM kampanyasıyla bunun önüne geçmeye; Almanya Kürt toplumunun gasp edilen haklarının iadesi temelinde uyumu güçlendirmeye çalışıyor.
Kürt kimliğinin diasporada karşılaştığı sorunları çözmeye; bu kadim kimliğe Avrupa kıtasında yer açmaya çalışıyor.

Bu da kampanyanın önemini arttırıyor. Dolayısıyla katılmak ve desteklemek gerekiyor.

Günay Aslan

http://www.yeniozgurpolitika.org/index.php?rupel=nivis&id=96

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS