Anerkennung der Kurdischen Identität

Gleiche Pflichten. Gleiche Rechte.

Tuesday, Jan 16th

Last update02:39:35 PM

Ana sayfa

Kimlik kampanyasında Yol Haritası açıklandı

Anerkennung der Kurdischen Identität

Almanya-Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM)’un öncülüğünde 13 haziran 2011 tarihinde startı verilen “Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın” kampanyası çerçevesinde izlenecek olan yol ve yapılacak pratik çalışmalar ‘Kimlik kampanyasında yol haritası’  başlığıyla gerçekleştirilen bir toplantı ile  kamuoyuna açıklandı.

8 Temmuz 2011 Pazar günü Almanya’nın Düsseldorf kenrtinde bulunan YEK-KOM binasında gerçekleştirilen toplantıya kimlik kampanyasında aktif olarak yer alan göçmen örgütleri ile Kürt kurum temsilcileri katıldılar.

Almanya-Kürt Dernekleri federasyonu (YEK-KOM)’un 17. Kongresinde karar altına alınan ve tartışmaları başlatılan ‘Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın” kampanyasında yol haritası ve atılacak pratik adımların açıklandığı toplantıya başta Almanya - Kürt Dernekleri Federasyonu (YEK-KOM), Almanya Türkiyeli İşçiler Federasyonu (ATİF) ve Almanya Göçmen İşçiler Federasyonu (AGİF) olmak üzere Kürdistan Ezidiler Federasyonu (FKE), Kürdistan İslam Hareketi (CİK), Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) , Kürt Kadın Barış Bürosu (CENİ),  Almanya-Kürt Enstitüsü, Kürt Avukatlar Birliği (KURD-AKAD), Türkiye / Almanya İnsan Hakları Derneği (TÜDAY), temsilcileri katıldılar.

Saat 12.00’ de başlayan toplantıya Kürt asıllı alman milletvekilleri Ali Atalan ve Hamide Akbayır, Kürt hukukçu Ayhan Saçık, Avrupa parlamentosu eski milletvekili Feleknas Uca,da katılarak kampanya hakkında görüşlerini ve yapabileceklerini dile getirdiler.

Kampanya halka mal edilecek
Toplantıda ilk olarak “Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın” Kampanyasındaki taleplerin yer aldığı bildiri üzerinde tartışıldı. Bu çerçevede var olan 10 maddeye ‘Kadın ve Dinler arası diyalog’ maddeleride eklenerek talepler 12 maddeye çıkarıldı.

Daha sonra kampanya çalışmasının örgütlenme modeli üzeirnde duruldu. Bunun için 11 kişilik bir yürütme belirlendi.  Yürütme kurulu, YEK-KOM Başkanı Yüksel Koç, ATİF temislcisi Süleyman Gülcan, AGİf temsilcisi Ali Mitil, FKE temsilcisi Mervan Sezak, FEDA eşbaşkanı Hüsnüye Çaldır, Kürt Ensititüsü ve Öğretmenler Birliği adına Fevzi Özmen, KUD AKAD ve YXK adına Şoreş Yüksel, NRW milletvekili Hamide Akbayır ile Ali Atalan, AP eski milletvekili Feleknas Uca, CİK temsilcisi Melle Şafi, Hukukçu Dündar Kelloğlu’dan oluştu.

Oluşturulan bu üst komisyona bağlı olarak kampanya çalışmalarında Almanya’nın Stutgart, Frankfurt, Köln, Hamburg,i Hannover ve Berlin  kentleri merkez olarak seçildi ve buralarda en az üç kişiden oluşacak komitelerin oluşturulması karar altına alındı. Önümüzdeki haftadan itibaren kimlik kampanyasında yer alan tüm kurumlar bu kampanyayı bütün çalışmalarının merkezine koyacaklar.
Bunun için 1 Eylül tarihine kadar Frankfurt, Mannheim, Stutgsart, Nürnberg, Köln, Dortmund, Düsseldorf, Hannover, Hamburg, Berlin ve Bremen şehirlerinde kampanyayı yürüten kurum temsilcileri ile hukukçu, siyasetçi ve aydınların katılacağı halka yönelik paneller gerçekleştirilecek. Bu panellerle halkın kimlik kampanyasını sahiplenmesi esas alınacak.

Kampanya çerçevesinde 1 Eylül tarihinden 15 Eylül tarihine kadar Almanya federal parlamentosu dilekçe komisyonuna talepleri içeren imzalı 100.000 kartın gönderilmesi hedefleniyor.

Halk grubu hanesine ‘Kürt’ yazılması istenecek
Toplantıda alınan önemli kararlardan biriside Alman ve Kürt hukukçuların hazırladığı ‘Nüfus bilgilerine Halk grubu olarak ‘Kürt yazılmasını içeren dilekçelerin ilgili makamlara verilmesi kararı oldu.  Başta kampanyaya aktif katılan kurum temsilcileri ve şahsiyetler olmak üzere alman vatandaşlığına geçmiş olan Kürdistanlıların bu dilekçeleri vererek kendileri ile ilgili dosyalara Alman anayasasında bir hak olan halk grubu bölümüne (Volkszugehörüge)   ‘Kürt’ yazılmasını talep etmeleri istendi. Bu talebin somut ilk adımı olarak Kimlik kampanyasına katılan ve alman vatandaşı olan temsilciler ilk dilekçeleri verecekler.

Yine Alman vatandaşı olmayıp milteci statüsünde oturum hakkı olanlarda hukukçular tarafından hazırlanan ikinci bir dilekçe ile başvurarak halk grubu bölümüne (Volkszugehörüge)   ‘Kürt’ yazılmasını talep edebilecekler. “Almanya’da Kürt Kimliği Resmi Olarak Tanınsın” kampanyası çerçevesinde 1 Eylül tarihinde Almanya’nın başkenti Berlin’de bir araya gelecek olan Kampanyanın yürütücüsü kurum temsilcilerii ile bu kampanyayı destekleyen Alman ve diğer uluslardan aydınlar, siyasetçiler, Alman federal parlamentosuna sunulacak olan talepleri içeren kartları imzalayarak gönderecekler.
Kimlik kampanyası çerçevesinde 1 Eylül tarihinden itibaren Almanyanın bütün şehirlerinde Kürtlerin yaşadığı en küçük yerleşim birimlerine kadar kimlik kampanyası komiteleri oluşturulacak. Bu komiteler açacakları standlar ve bilgilendirme dosyaları ile kampanyayı alman kamuoyuna taşıracaklar.
1 Eylül tarihine kadar Kürt kamuoyuna bu tarihten itibaren ise Alman kamuoyuna yönelik başlatılacak olan çalışmalar  yıl sonuna kadar yerel parlamentolara taşırılacak şekilde devam edecek.

Kampanyayı yürüten kurum ve şahsiyetlerin görüşleri :

Yüksel Koç (YEK-KOM Başkanı):
Bizim bu kimlik kampanyasını başlatmamızda ki amacımız birincisi, Almanya’da yaşayan diğer göçmen gruplarının sahip olduğu haklara Kürt halkının da sahip olmasını istiyoruz. Geçen yıl Almanya’daki göçmen gruplarının uyum çalışmaları için 250.000 euro ayrıldı. Alman devletinin Kürtleri bir göçmen grubu olarak tanımamasından dolayı Kürt halkı bundan faydalanamıyor.
Somut örnek verirsek, şu anda Almanya’da göçmen çocuklarının başarılı olması için bir kampanya açıldı. Kampanya çerçevesinde en ufak detayları bile hesaplanarak bildiriler hazırlandı. Ancak bütrün dillerde olmasına rağmen Kürtçe diline yer verilmedi. Buda Kürt çocuklarının eğitimde başarılı olmasının önünde bir engeldir.
İkinci bir örnek, Almanya çalışma bakanlığı çalışma ve iş hayatına yönelik her türlü bilginin yer aldığı çeşitli dilerde  bir kitapçık hazırladı. Burada yine Kürtçe yok. Bu da sayıları bir milyona varan Kürt halkı açısından eşit olmayan bir durumdur.

Yine Kürt kimliği resmi olarak tanınmaz ve haklar tanınmazsa uzun vadede Kürt çocularının Kürtlük bilincini yaşatmada zorluk çekeriz. Bu kampanyada ki bir amacımızda ülkede başlatılan çift dilli yaşamı Almanya’dada hayata geçirmek ve Ülkede Kürt sorununun çöüzümüne somut olarak katkı sağlamaktır. Bu kampanyaya dayanak olarak aldığımız yine Alman Federal parlamentosunun 7 Kasım 1991 tarihinde aldığı bir karardır. 12-1362 numaralı karara göre ‘Almanya’da büyük bir grup olan Kürtlerde yaşamaktadır, bunlarada kendi kültürel hakları verilmelidir’ denilmektedir.  1993 yılında ki PKK yasağından sonra bu karar hasır altı edilmiştir. Biz YEK-KOM olarak Alman devletinin aldığı bu kararın gereğini yerine getirmesini istiyoruz.

Ali Atalan (milletvekili):
YEK-KOM’un başlatmış olduğu bu kimlik kampanyasını çok önemli buluyorum. Hatta bana göre bu kampanya geç kalmış bir adımdır. Kürtlerin halk olarak ulusal, kültürel ve siyasal hakları ve kimliği bir bütün olarak görülüp tanınmalıdır. Almanya’daki PKK yasağı her zaman karşımıza çıkarılıyor ve bu özellikle Kürtlerin insani, demokratik haklarının tanınmasınında önünde büyük bir engeldir. Bu nedenle Kürtlerin hakları ve talepleri bir bütün olarak ele alınmak ve kabul görmek zorundadır.

Bütün dört parçada ki Kürtlere çağrım, bu kampanyaya sahip çıkmalıdırlar. Bu sadece YEK-KOM’un görevi değildir. Almanya’da yaşayan bir milyon Kürt, hangi parçadan, hangi görüşten olursa olsun her Kürt bu kampanyaya destek vermelidir.  Biz bu kampanya ile Almanya’da Kürtlerle ilgili ve PKK yasağı ile ilgili politikaları tartışılır hale getirirsek büyük bir başarı olacaktır. Benim için en önemliside budur.

Hamide Akbayır (milletvekili):
Kimlik kampanyası çok güzel bir düşünce ve bana göre çok yoğun geçeceğini düşünüyorum. Öncelikle imza kampanyası başlamadan önce halkımız çok iyi bilgilendirilmeli ve kampanyaya aktif katılım sağlamaları, sahiplenmeleri sağlanmaldır.

Diğer önemli bir konu ise kamuoyu çalışmalarıdır.  Almanya’daki kurum kuruluşlara yönelik, siyasi partilere yönelik bu konuda bilgilendirme yapılmalı ve onlardan da destek almak hedeflenmelidir. Yani kampanyanın amac,ı bir boyutu  kamuoyunun desteğini almak ve diğer boyutu da kitlenin desteğini kazanmaktır.

Kimlik kampanyasında ki taleplerin daha öncedende Kürtlere verilmesi gereken bir hak olduğunu düşünüyorum. Ama bu güne kadar Kürtler üzerinde ki baskılar ve yasaklar ki PKK yasağını da buna eklersek, kurum kuruluşlarının yasaklanması Kürtlerde bir hayli gerileme ve tepki yarattı. Bu yasakların kaldırılabilmesi için Kürtlerin bu haklarını iyi bilmeleri ve hukuk çerçevesinde kendi haklarını savunarak kazanması gerekir. Bu konuda umarım halkımızda bu kampanyaya büyük bir cevap olur.  Bizimde siyasetçiler olarak Kürtlerin gerek ulus olarak gerekse diğer haklarını kazanabilmeleri yönünde çabalarımız olacak. 

Feleknas Uca (AP eski milletvekili):
Bende Avrupa Palramentosunun eski bir milletvekili ve bir Kürt kadını olarak bu kimlik kampanyasında yer aldım. Bugüne kadar Almanya’daki Kürtler Arap, Fars yada Türk olarak tanımlanıyorlardı.  Kürt kimliği kabul edilmiyordu. Bende bunun için diyorum ki biz Kürtler de haklarımızı istiyoruz. Belgelerde, halk grubu olarak kendi kimliğimizle Kürt olarak tanınmak istiyoruz.

Bu kampanyanın aktif yürütücülerinden birisi olarak Almanya’daki halkımıza çağrım bu kimlik kampanyasına aktif  katlılıp destek vermeleridir.  Kimliğine, diline, kültürüne sahip çıkmalarıdır. 
Diğer önemli bir nokta ise bugün Almanya’da yaşaya Kürtlerin sayısı 1.000.000’a ulaşmaktadır.  Sayısı bir milyondan az olan devletler vardır. Ancak sayısı milyonu bulan Kürtlerin kimliği hala kabul edilmemektedir. Kürtlerin bu gücünü herkes görmelidir.  Onun yoluda başta kimliği olmak üzere diline, kültürüne, örgütlülüğüne sahip çıkmasıdır. Bunun için mücadele etmesidir.

Ali Mitil (AGİF temsilcisi):
AGİF olarak biz Kürtlerin kendi kimliklerini, kültürlerini, kendi değerlerini özgürce yaşatmasından yanayız.  Avrupa burjuvazisi ve Alman devleti uyum, entegrasyon vb.  konulardan bahsederken Kürtleri sürekli bir yasaklar listesine almıştır.  Kürtler üzerinde baskı uygulamışlardır.  Onların örgütlenmelerini, kültürlerini, kurumlarını yaşatmalarını, kendi anadillerinde eğitim görmelerini, etkinliklerinde kendi renk ve sembollerini taşımalarını sürekli yasaklamıştır.

Almanya 1990 yıllrdan buyana PKK yasağı ile Kürtler üzerinde bir baskı kurmaya çalışmaktadır.  Bugün YEK-KOM’un başlattığı ve bizimde içinde yer aldığımız  ve diğer kurumlarla birlikte başlattığımız bu kampanyada ki hedefimiz Kürtler üzerinde ki bütün bu yasaklara son verilmesidir. Kürtler Almanya’da da kimliklkerini, kültürlerini, dillerini özgürce ifade edebilmeli, Alman devletide eğitim ve diğer alanlarda bunun olanaklarını sağlamak zorundadır.

Biz AGİF olarak Kürtlerin bu haklarının savunucusu ve yürütücüsü olacağız. Bizim kamuoyuna çağrımız  kimlik  kampanyasını desteklemeleri, Kürtlerin kendi varlıklarını özgürce ifade edebilmeleridir.

İlkay Yılmaz (TÜDAY Başkanı), Oktay Duman (TÜDAY temsilcisi):
Başlatılan kimlik kampnayasını çok önemsiyoruz. Bunun en temel nedenlerinden bir tanesi geçmiş yıllardan beri sürekli kriminalize edilmeye çalışılan fakat temel hak ve özgürlükleri diğer göçmen gruplarında olduğu gibi eşitlik temelinde düzenlenmemiş bir toplumsal grup olan Kürt halkının kimliğinin kabul edilmesidir. Kamusal alanda insan hak ve özgürlüklerinde eşitlik temelinde bir düzenlemenin gerçekleştirilmesi  ve bunu bir kamuoyu desteği ile halkında desteğini alarak bir kampanya biçiminde örgütlenmesinin çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve bu kampanyayı destekliyoruz.

Süleyman Gülcan (ATİF temsilcisi):
YEK-KOM’un karar olarak aldığı bu kampanyaya ilişkin olarak federasyonumuzda aktif çalışma yürütme kararı aldı. Almanya’da yaşayan Kürtlerin ayrı bir göçmen grubu olarak tanınması, Kürt kimliğinin tanınması en demokratik haktır. Ve bu demokratik hakkın tanınması önemlidir. Çünkü Alman burjuvazisinin, Türkiye’de de Kürtlere yönelik sürdürülen imha politikalarının bir devamı  olarak Kürtlere yönelik çeşitli saldırı politikaları söz konusudur. Bunların başında Kürt politikacıların tutuklanması, derneklerin basılması, bunun gibi bir çok antidemokraitk uygulamaları sözkonusudur.

Bu kampanyaya başta Alman devletinin bu politikalarına karşı  koymak ve bunula birlikte Kürtlerin en demokratik talebi olan ayrı bir göçmen grubu olarak tanınmasının kavratılması, kabullendirilmesi önemlidir. Bizler Kürtlerin bu demokratik taleplerini savunan kurumlar olarak YEK-KOM’la birlikte kampanyayı ortak örgütlemek istiyoruz. Gelecek süreçtede bütün demokratik ilerici kamuoyunun bu kampanyayı sahiplenmesi, başta bizim üyelerimiz olmak üzere bütün federasyonların üyelerinin bu kampanyayı sahiplenmesi ve kamuoyuna taşıması önemlidir.
Bu kampanya aynı zamanda Türkiyeli ve Kürdistanlı kurumların ortak çalışması açısından da önemlidir. 

Mervan Sezek (FKE temsilcisi):
Biz Ezidi federasyonu olarak YEK-KOM’la birlikte kimlik kampanyasında aktif yer  alıyoruz. Doğrusu şu ki insanın kimliği en kutsal hakkıdır. Ulusal ve uluslarararası hukuktada en temel hak kimliktir.
Ama ne yazık ki Avrupa ve Almanya’nın gündeminde Kürt kimliği ve hakları ile ilgili bir şey yoktur. Biz Ezidi federasyonu olarak Kürt halkının kinilğinini tanınması kampanyasını başlattık. Bu kampnaya kutlu bir kampanyadır.

Alman devleti ülkesinde yaşayan göçmen gruplarına yönelik Entegrasyon politikası uygulamaktadır. Ancak burada yaşanan bir kimsenin entegre olabilmesi için önce kendi kimliğinin tanınması, kendini özgürce ifade edebilmesi önemlidir. Kürtlerinde resmi anlamda Kürt oldukları kabul edilmeli ve entegre olmalıdırlar.Yoksa entegrasyon adı altında asimile olmamalıdırlar.

Melle Şafi (CİK başkanı):
Allahı teala buyurur ki, ben sizi kavim kavim yarattım. Allah Kürtleride ayrı bir halk olarak, kendi dili olan bir halk olarak yaratmıştır. Bu halkında kendi kimliki, kültür, inanç vb. hakları vardır. Alman  devleti bu hakları tanımaldır.  Bu kimlik kampanyasını çok önemli buluyoruz. Önümüzde başlayacak olan Kutsal ramazan ayında da bu  kutlu kampanyayı tüm camilerimizde kitlemize anlatıp onlarında  kampanyaya katılmalarını isteyeceğiz.

Biz Kürt İslam Toplumu Federasyonu  (CİK) olarak bu kampanyanın içinde aktif olarak yer alacak ve Kürt kimilğinin resmi olarak tanınması için federasyon olarak üzerimize düşenleri yapacağız.

Hüsnüye Çaldır (FEDA eşbaşkanı):
YEK-KOM’un  başlatmış olduğu bu kampanya insan hakları evrensel bildirgesinde yer alan insani temel bir hak olup Alman anayasınında ana maddelerinde yer almaktadır.
21. yy,da teknoloji ve bilim insanların kendi etnik kimliklerini değiştirecek veya mevcut olanı yok edecek bir mekanizma yada fabrika yaratmamıştır.  Yaşamış olduğu cografyada asimilasyon ve inkar politikalarından dolayı savrulup Avrupa ülkelerinde yaşamak zorunda bırakılan Kürt halkının da diğer halkların sahip olduğu gibi, insan olmanın temel hakkı olan kültürel kimlik hakkını bir nebzede olsa yaşaması asimilasyon politikalarını boşa çıkaracaktır.

TC başbakanı sayın Erdoğan`ın Almanya da "asimilasyon bir insanlık suçudur" ifadesini kullanırken  yüzyıllardır süregelen asimile ve inkar politikalarını görmezden gelerek, ikiyüzlü politikalarınıda bir daha gözler önüne sermiştir.

Bu kampanya bir noktada sayın TC. başbakanına bir atıftır. Bu bağlamda o cografyada hem inançsal hem etnik köken bazında asimilasyon politikalarının çok ağır yaşamış ve yaşamakta olan, adeta kimliksizleştirilmiş Alevi toplumu bu kampanyanın en büyük destekçisidir.

Nevim Yenigün (Almanya-Kürt Enstitüsü temsilcisi):
Nüfusu 40 milyonu aşan Kürt halkı Kürdistan’nın dışında bir çok ülkeye dağılmış durumdadır. Halkımızı sömürge altında tutan ülkeler yada  bulundukları ülkeler Kürt halkının gerek ulusal gerekse insani demokratik haklarını tanımamakta onları Arap, Fars yada Türk olarak adlandırmaktadırlar. İnsanlık adına lanetlenmesi gereken bu duruma karşı Kürt halkı kimliğine, diline, kültürüne sahip çıkarak geliştirmelidir.

90’lı yıllarda Kürt halkının özgürlük talepleri ve mücadelesine karşı inkar ve imha politikası uygulanarak Kürt halkının büyük bir oranı  yurdundan göçertilmiş ve mülteci konumuna düşürülmüştür. Bunlardan 1.000.000 a yakını sadece Almanya’da yaşamaktadır. Bu büyük bir rakamdır. Ancak Kürt halkı diğer halklar gibi resmi olarak Almanya’da tanınmamaktadır. Başta Alman devleti olmak üzere avrupa ülkeleri Kürt halkının kimliki kültür ve hakalrını tanımalı, onların bu haklarını yaşamaları ve geliştirmeleri için destek vermelidirler. Bunda çaba yine başta Kürt kurumları olmak üzere Kürt halkına  düşmektedir. Bizde Almanya Kürt Enstitüsü olarak başlatılan bu kimlik kampanyasını çok önemli görüyor, destekliyor ve kampanyada aktif olarak yer alıyoruz.

MURAT ALPAVUT / DÜSSELDORF

 

BLOG COMMENTS POWERED BY DISQUS